ASO'nun Güncesi İş Hayatı Öne Çıkarılmış

Kariyerimde Dönüm Noktaları-Üzeyir Garih ve Networking

Linkedin’de geçen ay bir mini anket yaptım.

İş yaşamımdaki bazı hikayeleri ve bana öğretilerini yazarak paylaşmak istiyordum. Okuyucu tercihine göre, 3 farklı bakış açısı ile yazılarımı kaleme almayı planladım. Anket sonucunda en fazla oyu Kariyerimde Dönüm Noktaları aldı. Muhtemeldir ki, başlığın albenisi de sonuçları etkiledi. Oysaki diğer alternatiflerden birisi başarısızlık hikayeleri de bir anlamda kariyerimde belirli dönemeçlerde aynı etkiyi göstermez miydi sizce?

Sonuçta bugünden başlayarak haftada bir  benim için önemli anekdotları sizlerle paylaşacağım. Eğer hazırsak, kemerlerimizi bağlayalım ve ilk yolculuğumuz için yola çıkalım.

1990’lı yıllar… Başarılı bir lise hayatınız ardından, bir miktar hayal kırıklığı , biraz da o dönemin en kritik ve stratejik kararı olan , tercih hatası ile 2. tercihimi kazanmanın hayal kırıklığı var. Henüz 18 yaşımda bile değilim. Öyle ki o dönemde , babam bana kredi kartı bile çıkaramıyordu 18 yaşımı doldurmadan. Ailemden uzakta , ilk defa yurtta kalıyorum. Onlar Eskişehir’de ben ise İstanbul’da Fatih’te Milli Savunma Bakanlığının yurdunda kalıyorum. Kendimi yalnız hissediyorum. Her daim sosyal bir insan olsam da, tanımadığım altı kişi ile bir odada kalmaktan mutsuzum. Saat 21:00’de yurt kapısı kilitleniyor.. Bu yasaklar ve sınırlamalar da beni rahatsız ediyor.  O zaman henüz cep telefonları yok varsa da bu kadar yaygın değil. Halen kontörlü telefonlarla ve sırayla aileni arayabiliyorsun. Depresif bir ruh hali içindeyim.

Tüm okul hayatı boyunca başarılı olan ben, fakültenin ilk günlerinde tanıştığım arkadaşlarımla sohbete başlayınca görüyorum ki buraya gelip de zaten başarısız bir profil yok. Üstelik de içten içe, tek başıma bu kadar büyük bir şehirde yaşamamanın tedirginliği , bir anlamda üzerimde taşra ürkekliği var. Bu depresif durum bir kaç ay devam etti. Yine o dönemde bir gün, fakültenin kapısında öğrenci kulübünün etkinlik duyurusunu gördüm. Panelleri, seminerleri takip etmeyi hep sevmişimdir. Bu sefer , Üzeyir Garih ve Deneyimlerim adı altında bir etkinlik duyurusu idi. Alarko Yönetim kurulu başkanıymış. Ne onun adını ne de şirketini daha önce duymuştum. Bir merakla İbrahim Üzümcü Kültür merkezi konferans salonunda yerimi aldım.

Üzeyir Garih etkileyici bir konuşmacıydı.  Ölçülü ama samimi bir yaklaşımla bizlere seslendi. Görgü kurallarından, entelektüel gelişimimize vereceğimiz öneme, kişisel gelişim yolculuğumuzdan, staj ve iş yaşamına pek çok konuya değindi. Kişisel deneyimlerini “Deneyimlerim ” isimli bir kitapta toplamıştı. O dönemde dilimize pelesenk olan networking kavramı ile biz öğrenciler en azından tanışmamıştık. Öğrenciler;staj ve işe girmek için torpil gerekiyor mu? Referans nedir gibi soruları peşi sıra soruyorlardı. Bense çekingen bir şekilde dinliyordum. Diğer yandan staj, referans soruları dikkatimi çekmişti. Kulak kesildim.

Üzeyir bey , iş yaşamında referansın önemine değinirken, eğer işe girerken, benzer yetkinlik ve tecrübede iki kişi işe başvuruyorsa ve birisinin referansı varsa, yani o kişiye kefil olacak birisi varsa bu benim için çok önemlidir dedi; çünkü iş yaşamında eğitim ve tecrübe kadar, kişilik özelliklerinin de önemine değindi.

Henüz birinci sınıf öğrencisi olan beni bir düşüncedir aldı. O zaman , İstanbul’un nüfusu sanırım 8-9 milyondu. Kendi kendime diyorum ki; “Şu dokuz milyonluk İstanbul’da beni tanıyan bana referans olacak bir kişi yok . Ben yapacağım ?” Sonra dayanamadım aldım elime kağıdı kalemi ve Üzeyir beye mektup yazdım.  Ne mi yazdım ? Dedim ki, üniversitedeki etkinlikte onu tanıdığımı, konuşmasından çok etkilendiğimi belirttim. Kısaca kendimi tanıttım. Referans konusuna takıldığımı söyledim. Sonra kendime göre bir çözüm bulduğumu söyledim. Zaman zaman ona mektup yazarak kendimi anlatacağımı, belki bir gün bana referans olursa en azından şirketlerinde staj yapma imkanı bularak kendi referansımı yaratabileceğimi düşündüğümü belirttim. Bu mektubun ardından kısa bir süre sonra, bana kısa bir cevap ile #Deneyimlerim kitabını gönderdi. Ben o kitabını ve yıllar içinde gönderdiği Deneyimlerim 2-3 diğer kitaplarını ve içindeki önerileri hayata geçirmeye çalıştım. Yazışmalarımız birkaç yıl sürdü.

Sonunda Üzeyir bey sayesinde Aldam’da staja başladım. Her zaman saygı ile andığım Adil bey amca sayesinde Rotaract’a üye oldum. Networking , kişisel ağlarımı yönetmeyi öğrendim. Kendimi tanıdım. O dönemde kurduğum dostluklar ve iş ilişkileri halen devam ediyor.

Bu yazı dizisine üniversite yaşamımın ilk dönemindeki bu hikaye ile başlamanın anlamlı olduğunu düşünüyorum. Üzeyir Garih’e yazdığım mektup, cüretkar ama güçlü bir karardı. O mektup, ardından gelen cevap ve kitaplar; hayatımda ve kariyerimde ipleri tekrar elime alıp , içinde bulunduğum depresif ruh halini atmaya , yaşam enerjimi tekrar kazanmama sebep oldu. Bu bağlantının kişiliğime ve kariyerime etkileri sadece bu başlangıçla sınırlı değil. Yazı dizisinin ilerleyen dönemlerinde muhtemelen tekrar bahsederiz.

Ben kendime göre kazanımlarımı özetlemek istiyorum. Sizlerin yorumlarını da heyecanla bekliyorum.

  • Karamsar bir ruh halinde olmama rağmen, cesaretle çözüm bulmaya çalışmam ve inisiyatifi ele almam sadece o an değil belki de tüm yaşamımı değiştiren bir adım oldu.
  • Derslere değil, kendime yatırım yapmanın önemini anladım.
  • Referans için güvene dayalı uzun dönemli bağlantılar kurmanın gerekliliğini anladım.
  • Bununla da sınırlı değil, yaşadığım şehri tanımaya ve Istanbullu olmaya karar verdim. Oldum da …

No Comments

    Leave a Reply