ASO Gezi-Yorum ASO's Diary Öne Çıkarılmış Uncategorized @tr

Milano Starbucks’ı kabullenir mi?

Haftasonu Milano’da idim.

Tartışmasız Avrupa’da yıllar içinde onlarca defa seyahat ettiğim, en fazla aşina olduğum şehirlerden birisi.

Bu sefer sanırım 20 derece sıcaklık, pırıl pırıl havanın avantajı ile de her zamankinden daha haraketli ve enerjik buldum şehri.

Belki de Türkiye gündeminin karanlık ve bedbaht tartışmalarından sonra, gündemdeki konuları duymak bile beni motive etti.

Biz ne kadar Türkler olarak , yenilik ve değişiklik görünce hemen denemek, uygulamak ve benimsemek konusunda  hevesli isek, İtalyanlarda bir o kadar farklı kültürlerin alışkanlıklarına karşı ölçülüdür. Mesela bir İtalyan yurtdışına çıkıp çalışmak konusunda diğer Avrupalılara göre pek gönüllü değildir. Aslında sadece ülkeyi değil, yaşadıkları kasabayı hatta evi bile kolay kolay bırakmazlar. Yurtdışına gittiklerinde ısrarla İtalyan restoranı arar, espresso ve İtalyan şarabı olmadan yapamazlar.  Yine İtalya’da fast food zincirler, kahve zincirlerine pek rastlamazsınız.

İşte eğlencede burada başlıyor. Şu sıralar Milano 2 önemli konu var.  Starbucks Milano’da , İtalya’da ilk şubesini çok yakında açıyor.

İtalya’da Starbucks yok mu dediğinizi duyar gibiyim; beyaz yakalı Türklerin mabedi konumunda olan Starbucks İtalya’da yoktu. Sadece Starbucks değil yabancı kahve zinciri yok… ama …çok yakında….. evet Milano’da. Sadece gelmekle kalmıyor. Milano’nun merkezi, en önemli alanı Duomo Katedralinin yer aldığı, Duomo meydanının ortasına iki sıra dikilen 42 palmiye ve muz ağaçlarının da sponsoru olmuş.  İtalyanlar şaşkın! Bir yandan Starbucks’ın İtalya’da açılması, bir yandan da İtalya’nın Vatikan’dan sonraki en büyük katedralinin yer aldığı 500 yıllık geçmişi olan meydanda pek de yerel olarak kabullenilemeyen Palmiyelerin dikilmesi ciddi bir tartışmayı beraberinde getirmiş. Akşamları tartışma programlarında , gazete köşelerinde ya da kafe sohbetlerinde bu konuyu tartışıyorlar. Bir kısım Palmiyelerin Milano iklimine ve kültüre uygun olmayan bir ağaç olduğunu, üstelik de bu meydanın otantik ve geleneksel yapısına zarar verdiğini söylerken, bir kısımda 1800’lerde yine palmiyelerin dikildiğini, bu iklime uygun palmiye türü dikildiğini üstelik bu inovatif tasarımın turistlerin ilgisini çektiğini, etraftaki restaurant ve kafelerin cirolarının kısa sürede arttığını belirtiyorlar. Dediğim gibi bu tartışma bitmez; çünkü geleneklerine ve alışkanlıklarına düşkün İtalyanlar için bu değişimi kabullenmek zaman alacak. Oysa biz öyle miyiz , Karaköy meydanı modern bir görünüme kavuşacak diye gururla betonlaşan tasarımı, yıkılan tarihi sembol binaları hemencecik kanıksıyoruz.

Geçen gün bir arkadaşımla muhafazakarlık kavramını tartıştık. Türkiye muhafazakarlaşıyor deniyor. Yanlış!… Türkiye cahilleşiyor. Muhafazakar olsak değerlerimizi, kültürümüzü ,alışkanlıklarımızı değiştirmek istemez sıkı sıkıya sahip çıkarız. Sizce öyle miyiz ?

Milano İtalya’nın ticari başkentidir. Ekonominin, modanın kalbi orada atar ; fakat yine de diğer şehirlerine göre daha bir kasvetlidir. Son yıllarda Avrupa’daki ekonomik durgunlukla da daha bir sakin idi. Bu sefer gittiğimde ise haraketli buldum. Yeni binalar yapılmış. Meydan turist dolu idi. Bir öğrendim ki maalesef bizim İzmir için kaybettiğimiz Expo sonrasında Milano’da ciddi bir turist artışı olmuş. Öyle ki son 2 yıl üst üste Roma’dan daha fazla turist ağırlıyormuş ki, bu bilgi bile inanılmaz. Bu seyahatte çok fazla Milano’da gezme fırsatım olmasa da , yine de keyifli bir iki cafe-restaurant denedim. “In” mekanlardan birisi Aperol Teras , Duomo meydanında büyük Rinascenta mağazasının içinden terasa çıkıyorsunuz. Katedral ve meydan manzarasında kokteyl içmek keyifli ve popüler bir mekan. Diğer yandan gelen profillerin yaş ortalamasına bakınca benim yaş grubu kendini biraz yaşlı hissedebiliyor.

Bu kısa seyahatte, aralıklarla yurtdışına çıksam da ülkemizde nasıl içimize kapandığımızı, bir yıl içinde gündemimizdeki konuların ve yaşamımızın ülkede dramatik bir şekilde nasıl farklılaştığını fark ettim. Bu arada İstanbul’dan gelen uçaklar ayrı bir alana alınıp, yolcular ikinci bir kez daha aranıp ülkeye sokuluyor. Sanırım bunlar da ülke prestijimiz ve imajımız arttığı için(!)

Ülkemizde terör, şiddet, referandum , radikalizmden çok, Türk kahvesini , yoğurdumuzu, Boğazı tartışıp; gündeme oturduğu günler diliyorum.

 

No Comments

    Leave a Reply