Yaprakların Efendisi Onnik Ustanın Yaprak Hikayeleri

Kapalıçarşı İç Bedesten’de küçücük bir dükkan burası. Dışardan içerdeki hazineyi farketmek mümkün değil. Sonradan bin yıllık geçmişi olan bir Bizans ahırının parçası olduğunu öğreniyoruz. Minik bir koridordan iç alana geçiyoruz. O minik dar koridor , Onnik usta’nın mucizevi sanatını tanıtan gazete kupürleri ile dolu.  Hemen önünde ise küçük antika bir masa var. Masanın camının altına baktığınızda pipolarla kaplı olduğunu görüyoruz. Yıllar içinde tek tek , hikayeleri ile birlikte toplanan, antika pipolar. Onnik usta 12 m2lik bir alanda bir ofis değil, kendisi için yaşam alanı kurmuş. Anıları , topladığı antika objeler; pipolar, kitaplar, fotoğraflar, dergiler , resimler , yaprak tabloları ve tabi ki hayalleri ile dolu dolu yaşıyor.Masanın etrafında ise, sağlı sollu cam vitrinlerin içinde , yaprakların üzerine işlenmiş mucizevi dokunuşlarla ondan fazla tablo yer alıyor.

 

Dükkan’da masanın arkasında oturan adama yaklaşıyoruz.

“Merhaba Onnik usta , ben Aylin ” diye kendimi ardından arkadaşımı tanıyorum. Size ulaşmak kolay olmadı diyorum.  Kapalıçarşı’da düşündüğümüzden fazla Onnik usta varmış deyince, siz “Yaprakların Efendisi”ni soracaktınız diyerek gülümsüyor, sandalyeleri göstererek oturmaya davet ediyor.

Hediye için alışverişe çıkıp, insan heyecanlanır mı ? Ben heyecanlıyım. Biran önce yaprakları görmek ve Onnik ustayı daha fazla tanımak için heyecanlanıyorum. Masanın yanında duran 2 büyük klasörden birine el atıyor ve incecik yaprakların tek tek çıkarıp , eserlerini bize tanıtıyor. Üç büyük din kitabından alıntılar , düşünürlerden özlü sözlerle  bazı sembollerle birlikte işlenmiş; hepsinin ayrı anlamı var.

Merak ediyorum . Onnik usta bu işe nasıl başladınız diyorum. Derin, saatler süren sohbetimiz böylece başlıyor. Her şey bir tesadüf ve mucize diyor. Yıllar önce oğlunun vaftiz töreni için gelen saksı çiçeklerinden birinin iki yaprağı düşüyor.Yaprakları  içgüdüsel bir şekilde alıp kitabın arasına koyuyor. Aradan iki sene geçiyor ve bir gün kitap arasında bu yaprakları görüyor. İpeksi bir görüntü alan yapraklar onu etkiliyor ve deri ve mermere kaligrafi yapan arkadaşına, yaprakların üzerine yazı yazılabilir mi diye soruyor. Karşılıklı görüş alışverişi ardından birlikte iki yaprağı tasarlıyorlar. Kanuni Tuğrası ve Yunus Emre’den bir sözün yer aldığı yapraklar kaligrafi ustası ile tekrar hayat buluyor. Çerçeveletip evine götürmek için hazırlarken, dükkana gelen Amerikalı çift ısrarla bu yaprakları satın almak istiyorlar ve Onnik ustayı ikna edip alıyorlar.

Ve Yaprakların Efendisinin yapraklarla yolculuğu böyle başlıyor. İçten gelen bir istekle  tekrar eve giderken 3 bitki alıp, yaprakları tekrar kurutmaya başlıyor. Bu yapraklara “Sevgi ve Hoşgörü Yaprakları” adını veriyor.  Tasarlayıp yapraklara yazmayı deniyorlar ama istedikleri sonucu almak bu sefer o kadar kolay olmuyor. tesadüfi olarak denedikleri Difenbahia bitkisi dışındaki diğer bitkilerin yaprakları çabucak kırılıp bozulduğunu farkediyorlar. Artık sadece Difenbahia bitkisinin yapraklarının üzerine yazıyorlar; fakat ithal bitkinin maliyetleri yüksek olunca Florida’dan yaprakları getirmeye başlıyorlar. Şu anda 3 kaligrafi ustası yapraklar üzerine çalışıyor. Mimar Sinan Hocaları yapraklar için özel boya karışımı yapıyorlar. Onnik usta ise yaprakları tasarlıyor. Tüm tasarımlar ona ait.

Aslında o bir lületaşı ustası. Dükkanında muhteşem lületaşından yaptığı dev pipoları da görüyorsunuz ama yapraklarla arasındaki bu tesadüfi bağ sonrası ağırlıklı yaprak sanatına kendini adamış. Aslında yapraklara yansıyanlar onun yıllardır zihinsel, duygusal, entellektüel birikiminin bir sonucu. Hala çok okuyorum ve hayal ediyorum diyor. Her yaprağı ayrı ayrı tasarlıyor. Onun için her yaprak yeni bir doğum. Aslında hep yaprakla kendini  yeniden yaratıyor.

Yaprağa işlemek o kadar kolay değil. Kedi kılı fırça ile ince ince , büyüteç altında 1-2 dakikalık konsantrasyonla çalışabiliyorlar. Büyük bir emek, konsantrasyon ve tabi ki sevgi gerekiyor ve sonundaki tüm o duyguların yansıdığı muhteşem yapraklar…

Sevgi ve Hoşgörü yapraklarının ünü Türkiye’yi aşmış. Onnik usta Türkiye’de ve pek çok ülkede yaprakları ile sergiler açmış. Krallar, Kraliçelere , ülke başkanlarına yaprakları hediye gitmiş ama o en çok dükkanına geldiğini sonrasında öğrendiği Bill Gates’in yapraklarını almasıyla övünüyor. Diyor ki: Düşünsene! Bill Gates’in nesi eksik olabilir, herşeyi var ama benim yapraklarımı sevdi ve aldı.

Sohbet öylesine akıcı, Onik ustanın ağzından çıkan her sözcük öylesine büyülü idi ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyordum. Kendim içinde bir yaprak seçmeye karar verdim. Kolay olmadı . Sonrasında Onik Usta ile birlikte “Ben beni unutursam, sen beni unutma , ya RAB” (Yunus Emre )  yazılı yaprağı seçtik.

Bugün şanslı bir gündü benim için … Sadece Yaprakların Efendisinden nadide bir eser satın almakla kalmadım, bir de dost edindim.

Not:

Yaprakların Efendisini ziyaret etmek isteyenler için:

Nik Merdenyan

www.nickscalligraphy.com

 

 

 

 

 

Yorum Yap

Lütfen Bekleyin!...