ASO Soru-Yorum

Iran’ın, Yaşayan Kadın Yazarlarından Seçme Kitaplar

 

Okuyucuya İran Edebiyatını ve Kadın Yazarları tanıtmak için dört kadın yazarın 4 eseri seçilmiştir. İran Edebiyatında kadın yazarların rolünü anlatan yazı dizimizi ikiye böldük. İlk bölümünde İran’da yazan kadın yazarlar ele alınırken, ikinci bölümde İran dışında sürgünde yazan kadın yazarlar ve eserleri ele alınacaktır.

Tanıttığımız kitaplardan sadece ,  Zoya Pirzad’ınIşıkları ben söndürürüm” Romanı Aras Yayınlarından Emrullah Yakut çevirisi ile Türkçe’ye çevrilmiştir.

sepideh sepideh2Sepideh Shamloo,  1968 Tahran doğumludur. Yazar ve sineme eleştirmeni.

” As if you had said Leylie” -” Sanki Leyli demiştin!”

2001 Hooshang Golshiri Edebiyat Ödülü.

Kitap bir Aşk-Ölüm-Aydınlanma hikayesidir.
Kitabın baş kahramanı olan Leyla aslında kitapta, hiç ortaya çıkmaz. Okuyucu adeta Leyla’nın peşinde Mecnun misali kitapta dolaşır durur.

Kitabın kahramanları Şerare, Mestane ve Ali’ dir.

Ali, on üç yıl önce savaşta ölen Şerare’nin kocası ve Mestane’nin erkek kardeşidir. Şerare ve Mestane Ali’yi anlatırken kendi hayatlarını da anlatmış oluyorlar. Şerare on üç yıl dul bir kadın olarak oğlunu büyütme hikayesini anlatırken, Mestane; Ali ve Şerare’yi anlatır.

Ali’nin annesi aklı dengesi yerinde olmayan yaşlı bir kadındır ve oğlunun ölümüne inanmaz. Anne oğlu ile düşlerinde beraberliğini sürdürmeye çalışırken aklı dengesi yerinde ve Ali’nin ölümünü kabullenmiştir. Şerare ve Mestane de Ali’yi anlatırken aslında, annesinden farklı davranmazlar.

Bu Romanda kadınlar aşkı ararlarken hep Leyla olmak isteseler de kimse peşlerinde bir delinin (Mecnun) sürüklenmesini pek arzulamaz!

Kitap; yaşamın ölüme, aşkın duyarsızlığa , aydınlığın karanlığa yenik düştüğü, başı sonu olmayan bir dünyayı gözler önüne serer.

Shiva Arastooyi

shiva1 - Kopya

Shiva Arastooyi 1961 Tahran doğumludur. İngiliz Edebiyatı okumuştur. İran  Edebiyatında,  kısa hikayelerin önemli isimlerinden biri ve en tanınmış İran kadın yazarlardandır.

“Onu görünce güzelleştim”

Shiva Arastooyi

2000/Tehran

 

 

 

Hikaye bir kızın ağzından anlatılıyor. Kız herşeyi doğmamış bebeğine anlatıyor. Sevdiği adamdan olmasını istediği bu hayali bebek, kızın beynine yerleşmiştir. Bu hayali bebeğin adı ” Mahoni” dir. Kız ” Mahoni” ye sevdiği erkekten ve deprem sonrası tanıştığı küçük bir oğlandan söz eder. Bu küçük oğlanı, evlat edinme planından konuşur. Kız ” Mahoni” ye savaşta yaralanmış ve ruh sağlığı bozulmuş bir askerden de söz eder. Çalıştığı hastanede bakmakla yükümlü olduğu bu yaralı askerin ona duyduğu platonik aşkı anlatır. Çocukluğunu, babasını, umutlarını, korkularını paylaşır bu doğmamış bebekle.

Shiva Erestooyi bu uzun hikayede (kısa roman da denebilir) İran halkının savaş yıllarındaki korku ve umutlarını anlatmıştır. Eser tüm savaşların ruhsal ortamına tanıklık edecek bir eser olarak değerlendirilebilir.

Zoya Pirzad

zoya_pirzadian: زویا پیرزاد) (1952 Abadan doğumludur) annesi İr Ermenisi, babası İran Azerisidir. Tahran’da yaşamaktadır. Sasha ve  Shervin adında iki oğlu var. Birçok eseri Fransızca ve İngilizceye çevrilmiştir.

I Will Turn Off the Lights ” -” Işıkları Ben Söndürürüm”

2002 Hooshang Golshiri Edebiyat ödülünün sahibi

Pirzad ; İran edebiyatına olduğu kadar, Ermeni Diyaspora edebiyatına da özgün anlatımıyla yeni bir soluk getirmiştir. Çeşitli dillere de çevrilen romanı Işıkları Ben söndürürüm‘de; etnik kökeni, ait olduğu sınıfa, yaşam tarzına bakılmaksızın; kadınların maruz kaldığı, çoğu zaman görünmez olan baskıları, ötelenmişlik, yalnızlık duygularını, yepyeni, kadınca bir bakış açısıyla gözlerimizin önüne seriyor.

İran’ın Abadan kentinde, karısına karşı ilgisi körelmiş bir koca, büyümekte olan üç çocuk, dar bir sosyal çevre ve vaktin çoğunu alıp götüren ev işleri arasında kısılıp kalmış bir kadın, kendisine dayanma gücü veren iç dünyasını canlı tutma çabasını ne kadar sürdürebilir?

Hislerine kulak verme zahmetine girmeyen, ancak daima yardımını bekleyen ailesi ve dostları nedeniyle kendi yaşamını sürekli erteleyen bir kadının sabrının sınırı nerededir? Annesi ve biricik kızıyla semte taşınan yakışıklı bir adam ona ilgi gösterdiğinde, sözlerine değer verdiğinde, görmezden gelinmeye alışmış kadının ruhunda neler değişir? İçinde büyüyen duygular aşk mıdır, yoksa gelip geçici bir heyecan mı?

Sara Salar

sara salar - Kopya

Sarar Salar 1966 Yılında Zahidan kentinde doğmuştur. Shiraz kentinde yaşar.

Eserleri Almancaya ve İtalyancaya çevrilmiştir.

“Öyle mi değil mi?”

2014/Tehran

Kırk yaşın eşiğinde bir kadın geriye dönüp hayatının anlamını sorguluyor. Bu kişisel sorgulama giderek toplumsal bir sorgulamaya dönüşür ve erkek kadın ilişkilerinden başlayarak ortak  hayatın felsefesini irdelemeye başlar.

Kitabın kadın kahramanı, üç ayrı dönemde kendini muhatap alarak, iç dünyasını anlatır.  Eşi ile olan büyük aşklarının yıllar içinde nasıl sıradanlaştığını açıklarken, aşk ve nefret arasındaki ince çizgiyi vurgular.

Ölüm ve yaşam,aşk ve nefret, yas ve umut bu eserde yan yana ve iç içedir. Ölüler ve diriler bu içsel sorgulamada romanın kadın kahramanına eşlik edecekler. Günlük hayatın içinden en özel düşüncelerimize kadar geniş bir ruhsal yelpazede kadın erkek ilişkileri,gençlik ve yaşlılık, yaşam ve ölüm sorguya çekiliyor.

Yazarın anlatımındaki yalınlık ve içtenlik okuyucuyu bu arayışta soluksuz bir yolculuğa çıkaracaktır.

 

 

 

 

1 Comment

  • Reply
    KAYHAN YILDIRIM
    Eylül 9, 2016 at 1:16 am

    Şu ana kadar kendilerini duymamıştım. Sayenizde öğrenmiş oldum. Okuyacağım. Teşekkürler 🙂

Leave a Reply