Konuk Yazar Öne Çıkarılmış

Aşka Soyunuyorum

Vazgeçtim
Bana ezberletilmiş kadın olmaktan
Yüzyıllardır sırtıma yüklenen korkulardan
Vazgeçtim
Bana ezberletilmiş erkek olmaktan
Etiketlerden, güç mücadelelerinden
Çaresizlikten, acılardan vazgeçtim.
Tek tek soyunuyorum zırhlarımdan
sahte gülümsemelerden
küçük hesaplardan
“-mış” gibi yapmaktan
‘’keşke’’lerden
“eğer”lerden
“çünkü” lerden
Her şeye “rağmen”
soyunuyorum âşka
Yeni şeyler deneyimliyorum
Kendim oluyorum soyundukça
Kurtuluyorum tüm bağımlılıklarımdan
Kendi ruhumla tenim arasına
koyduğum bariyerlerin
hepsini yıkıyorum.
Özgürüm
artık.
Yepyeni bir “ben”
Çırılçıplak âşka koşuyorum.
Neşe Turan

Âşk, en derinlerde sakladığın büyüleyici bir hazinedir. Bu hazineye ulaşmak, ona dokunmak için yanıp tutuşursun. Büyüleyici güzellikteki bu hazinenin yaralayıcı dikenlerini görüp hızla uzaklaşırsın oradan. Birisi çıksın karşına, seni o hazineye dikensiz yoldan götürsün istersin. Birisi çıkar karşına ve hızla çekilmeye başlarsın aşkın dünyasına. Birden unutursun seni korkutan dikenleri… O güne kadar hiç yaşamadığın, tarif edemediğin duygular yaşamaya başlarsın. Kalbin kıpır kıpır coşkuyla dans etmeye başlar. Onun dudaklarından dökülen tek bir cümle, dünyanın en önemli cümlesidir. Bütün dünya onun gözleridir. İçinin eridiğini, yanındayken bile özlediğini hissedersin. Teni tenindir artık. Masallar gerçektir bu dünyada. Her şey ama her şey mümkündür. Âşık olan ‘’sen’’ âşık olmayan ‘’sen’’ den ne kadar farklısındır? Gözlerin ışıl ışıldır. Sorunlar önemsizdir. ‘’Beni seviyor mu?’’ sorusu ’’Yarın Dünya’ya göktaşı mı çarpacak?’’ sorusundan daha önemlidir senin için.
Sonra…Yavaş yavaş âşkın kavurucu ateşi seni korkutmaya başlar. Korktukça endişelerini, öfkelerini çoğaltırsın. Eski sana benzemiyorsundur artık. Değişmeye dönüşmeye başlamışsındır. Güvende ve rahat değilsindir. Sana o zamana kadar ezberletilmiş duygulardan vazgeçmek kolay değildir. Bir yandan o ateşin içine atlamak istersin, bir yandan da hızla kaçıp uzaklaşmak.
Rahatı, güvenceyi istersin. İncinmeden incitmek, hissetmeden hissettirmek, sevmeden sevilmek için hesaplar yaparsın. Âşkı küçük hesaplara mahkûm ederek karşındakini suçlarsın. Bütün zırhlarını kat kat giyip kendini güvenceye alırsın. ’Keşke şöyle davransa…Eğer bunu yaparsan severim seni .’dersin. Âşkı özgürlüğünden yeniliğinden ayıklamaya, senin kurallarına uydurmaya çalışırsın. Âşkın özgür toprakların çocuğu olduğunu unutursun. Âşktan kaçarak âşkı yakalamaya çalışmak istersin. İçindeki gizli hazinenden kaçtıkça dış dünyaya kilitlenirsin. -mış gibi yaşamaya başlar, gerekli tüm maskeleri takmaya çalışırsın. Gücü, başka şeylerde ararsın. Her şey tastamamdır aslında… Ama bir şeyler eksiktir hayatında. Gözlerindeki o ışıltı yoktur artık. Sesindeki coşku, o çocuksu gülümseme, bedenindeki yumuşak kıvraklık. Bilirsin eksikliğin ne olduğunu. Bir yol ayrımındasındır artık. Âşkı yeniden deneyimlemek, korkuna rağmen deneyimlemek ya da eski ‘’sen ‘’olmaya devam etmek. Seçim, her zaman olduğu gibi sana ait.
Nasıl bir geçmişin olursa olsun. İster yaralanmış ol, istersen yaralamış. “Bir daha âşık olamam. Çok kırıldım çoooook mu?’’ diyorsun . Yaşadığın her aşk, her kırgınlık seni büyütmüş bu günlere getirmiş. Derslerini alıp yoluna devam edebilirsin. Seni incitmek isteyenlerin yolundan çekil. Seni muhteşem hissettirenlerin yoluna çık. Ne yapmış olursan ol, aşk oyunu her zaman davet eder seni. Bir çocuk gibi kıpır kıpır, heyecanlı, meraklı, canlı kalırken, ruhsal ve duygusal olarak olgunlaşmaya büyümeye çağırır. Gerçek sevginin tohumlarını ek kalbine. Erteleme! Şu anda sevdiğin insanın ya da sevebileceğin insanın elini tut ve gir oyuna…
Sen hazırsan âşka “Benim adım âşk” diyeceğin günlerin kapısı açık sana.
NeşeTuran

No Comments

    Leave a Reply