40+ Profesyonellere Takdimimdir

Bir süre önce hayatımdaki değişiklikler hakkında benden yaşça  8-10 yaş büyük bir arkadaşımla konuşurken sempatik bir şekilde bana :’Şekerim 40 yaş dönümüne giriyorsun.. hepimiz bu dönemlerden geçtik, yaşamadan olmuyor. ‘ demişti. Gerçekten öyle… Bu dönemi kimi 40’ında kimi 43 ünde ya da 45 inde bir şekilde yaşıyor. Genelde de tetikleyicisi de kendimiz oluyoruz.

Şöyle bir yaşamlarımızı görselleştirelim. Bu yaşlarda büyük bir çoğunluk evlenmiş ve en azından bir çocuğu var. Çocuklar mecburen özel okullarda okuyor. Gelirimizin önemli bir kısmı çocuğun eğitimi ve sosyalleşmesine gidiyor. Çalıştığımız şirketlerin kurumsal prestijine  dayalı bir sosyal kimliğimiz var. Mühendis, uzman, müdür, direktör , genel müdür sonuçta hepimiz aylık ücretli yani ay sonunda alacağımız ücrete göre bir konfor alanında yaşıyoruz.  Hatta bu alanı biraz daha esnetip, finansal gerçekliğimizden daha fazlasını içeren hayatlar geçiriyoruz.

Diğer yandan çalıştığımız şirketlerde bir değişim furyasıdır gidiyor. Mevcut pozisyonlarda 3 bilemedin 5 sene kalıyorsun ve daha pozisyonda ilk yılını geçirmeden bir sonraki aşamanın kaygıları seni sarmaya başlıyor. Kariyerimde bundan sonra ne olacak? Düşünüyorsun ama alternatif bulup hayata geçirmek zor geliyor. Konfor alanından çıkamıyorsun.  Ay sonunda aldığın maaş, kurumsal pozisyonuna göre sosyal yaşamda gördüğün saygı, tabi bir de ay sonu ödeyeceğin faturaları düşünüp yerinde kalıyorsun. Kalıyorsun ama bir yandan da hayıflanıyorsun artık yaptığın iş seni tatmin etmemeye başlıyor.  Varlığınla hayata değer katacak işler yapmak istiyorum diyorsun. Diğer bir olasılık işini seviyorsun ama bakıyorsun inanılmaz bir genç kuşak arkadan dolu dizgin geliyor, kurum gitgide gençleşiyor ve sen daha nereye kadar burada kalabilirim diye kara kara düşünüyorsun ki , işte o anda değişim furyası içinde, istemli ya da istem dışı oyunun dışında kalıp, bir anda kurumsal yaşamdan çıkıp  plansız, sadece kendi kimliğinle kalabiliyorsun. Bu ise ayrı bir bunalım konusu. Çünkü artık arkanı yaslayacağın bir şirket kimliğin yok. Etrafında  insanların en iyi oranla %70-80’i  sempatik bir gülümsemeyle , ehven kısa bir kahve arasında bir araya gelip sonra yok olabiliyorlar. Genelde bu insanlar da ne acıdır ki iş dünyasında kurum kimlikleriyle var olan, insan değil, çıkar biriktiren profiller oluyor.

celebration-16302_1280

O kadar çok arkadaşımla bu içerikte sohbetler yapıyorum ki, 40+ profesyoneli olarak görüşlerimi paylaşmadan yapamadım.

Üniversite öğrenciler ile ya da genç profesyonellere konuşma yaparken genelde  2 konunun altını çizerim;

  1. Kurumların kariyerinizi planlamasını beklemeyin. Kariyerinizi planlayan sizsiniz.
  2. İş hayatında artık tek şirket, tek kariyer dönemi sona erdi. Onun için hobi ve ilgi alanlarınıza göre alternatif odak alanları belirleyin.

Şimdi düşünüyorum da aslında bu eğitim ve  yönlendirmeler, genç profesyonellerden ziyade 35+ dönümünde olan çalışanlara hatta yöneticilere yapılması gerekiyor. İş ve özel yaşamın telaşına ve yoğunluğuna kaptırmış insanların bir anda bu duygu karmaşası ile başa çıkması çok zor. Kurumların, bireysel liderlik programlarının içinde kendini yönetme, tanıma, hayat amacını ve değerlerini belirleme, iş yaşamı hakkındaki global trendler ve gelecek tahminleri gibi bölümleri mutlaka yerleştirerek çalışanlarının farkındalığının artmasına destek olmaları ve kişisel kariyerlerini yönetmeye teşvik etmeleri gerekiyor.

Gelelim birey olarak bize düşen konulara… Cahit Sıtkı’nın dediği gibi ‘yaş 35 yolun yarısı’, hayatı planlamak , orta ve uzun vadeli alternatif planlara başlamak için önemli bir yaş dönemi. Herkesin genelde bu yaşta öngördüğü daha açık belirlediği kariyer hedefi vardır. Müdür ise direktör olma, yurtdışında çalışma ,ekip yönetme, evlenmediyse evlenip çoluk çocuğa karışma  vs. vs. Bence ilk etapta bu öngörülen kariyer ‘Ya Olmazsa (What If Not)’ senaryosunu çalışmak ve alternatif kişisel yaşam stratejisi planlamanız lazım.

Diğer konu yardım almak…Kendinizi tanımak, hayatınızı yönetmek için bir başkasının profesyonel desteğine yatırım yapın. İş yaşamında mentor, özel yaşamınızda psikolog ya da gerçekten tecrübeli mentor-koç desteğinin önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. En azından yüksek sesle düşünüyorsunuz, sistemli bir şekilde hayatınızı değerlendirmek ve yönetmek için yönlendiriliyorsunuz ve birisi tarafından dinleniyorsunuz. Sadece stresinizi azaltmak ve dağıtmak için bile faydası var. Ayrıca da kendinizi tanıma şansı elde ediyorsunuz.

Hobiniz ya da ilgi sahanız olan bir konuda derinleşin ve bundan nasıl para kazanılır düşünmeye başlayın. Eskiye oranla Türkiye’de nasıl devlet memurluğu çekiciliğini kaybetti ise , kurumsal yaşamda maaşlı /mesaili işlere ilgi de azalıyor. Bizim kuşak için halen bu bir hayal. Gelecek garantili işlerde çalışmak varken , nasıl girişimci olunur ki diye düşünüyoruz. Teknolojinin ve paylaşım ekonomisini gelişmesi ve büyümesi ile bu o kadar da imkansız değil. Mikro girişimcilik, freelance, paylaşımlı çalışma vb. yöntemlerle düşündüğünüzden daha fazla para kazanmak mümkün. Sadece proje kazancınız dışında ek faydalarınızın olmadığını ve sosyal güvenlik konusunu bireysel olarak düşünmeniz gerektiğini unutmayın. Ayrıca bu ilgi sahası konusunda akla gelen ilk isimlerden olmak için ufak ufak çalışmaya başlamak gerekiyor.

Bu yazının sonsözü ise Friedrich Nietzsche’den;

‘Günde on kez yenmelisin kendini; bu iyi bir yorgunluk verir ve gönlüne afyon gibi gelir. ‘

 

 

 

 

 

 

One comment on “40+ Profesyonellere Takdimimdir”

  1. Sabiha
    | Reply

    Müthiş, çok güzel özetlenmiş 40 yaş ve üstü profesyoneller. Ellerinize sağlık

Leave a reply

Please wait...